1 Şubat 2010 Pazartesi

unsatisfactory öğrenci

efendim bu öğrenci zannımca ortalaması 2.00 ın altında 1.8 in de üstünde olan öğrencidir.(yalnışım varsa bilgilendirin düzeltelim) onu bunu geçelim kısacası adından da anlayacağınız gibi tatmin edici bir ortalamaya sahip olamayan öğrenci.(daha da kısacası bizzat ben). bu öğrenciler bu şekilde yaftalanmaktan hoşlanmazlar bu bir.(hiç mi zaman gazetesi reklamı görmediniz) ikincisi aldıkları notlarla gurur duyuyo olabilirler (hem de high honour) önemli olan da budur sizin ne düşündüğünüz pek de siklerinde değildir. asıl onların yusuflamasına neden olan olay anne-baba nın durumdan satisfactory mi unsatisfactory mi olacağıdır. Kötü not almak kötü bir şey midir ya da asıl önemli olan iyi bir ortalama mı yapmaktır diye sorup sözü benim bir numaralı adamım 13 yaşında dünya öğretmeni seçilen "Jiddu Krishnamurti"ye bırakalım, biraz bu konularda bilgilenelim:

"Okullardan mezun olabilir, adınızın önüne çeşitli unvanlar ekleyebilir ve çok iyi bir işe girebilirsiniz; ama ya sonra? Bu süreçte zihniniz yorulur, körelir ve aptallaşırsa, tüm bunların ne anlamı olur? Öyleyse henüz gençken hayatın anlamını öğrenmeyi arzulamanız gerekmez mi? Ve tüm bu sorunlara cevap bulacak zekayı size kazandırmak, eğitimin gerçek işlevi değil midir?

Ancak siz bunun için eğitilmediniz. Matematik, kimya,coğrafya, tarih vs. konusunda eğitildiniz o kadar; çünkü anne babanızın tek endişesi iyi bir iş bulmanız, hayatta başarılı olmanız için size yardımcı olmak. Tüm amaçları toplumda saygıdeğer mevki sahibi bir insan olmanızıdır. Ve siz ne kadar yükseğe tırmanırsanız, başkalarına o kadar sefalet, acı getirirsiniz; çünkü oraya çıkabilmek için rekabet etmeniz, zalim olmanız gerekir. Bu nedenle, anne babalar çocuklarını hırsın, rekabetin hüküm sürdüğü, sevginin olmadığı okullara gönderirler ve işte bu yüzden, bizimki gibi toplumlar dinmez bir mücadele içinde sürekli çürür durur."

Adam düşünüp düşünüp ifade etmeye çalıştığım ama başaramadığım şeyi ne de güzel ifade etmiş.

bu kadar yazı yazdık sonra bana gelip " yaa abi şu dersden kalmışım not ortalamam 2nin altına düşcek" diye sızlanmayın arkadaşlığımız biter.bu ortalama sadece çok sınırlı bir alandaki yetkinliğinizi gösteriyor.(ne kadar doğru gösterdiği de tartışılır elbet) o yüzden iyi not ortalaması olanlar sevinmesin kötü not ortalması olanlar da üzülmesin. tatilinizin keyfini çıkarmaya devam edin. öpüldünüz.

p.s. "kötü not almış kendini böle şeylerle tatmin ediyor işte" gibi sikko bir düşünce de aklınızdan geçtiyse hiç bi bok anlamamışınız zaten boşverin siz evet evet öyle dediğiniz gibi.



27 Ocak 2010 Çarşamba

sömestr tatili

Beklenen, beklettiren, özlenen tatil. Yok böyle bir şey arkadaş. Yarın sınav yok veya 8.40 yok mesela(Gerçi buna inanmak da 4 günümü falan aldı. Malum pavlovun köpeği misali koşullandık sınavlara) gece geç saatlere kadar bilgisayar başında durmalar, öğlen saat 2-3 gibi uyanmalar. ee tabi şu diyaloglar da olmazsa olmazıdır:

Anne:(gecenin 4ünde ne hikmetse uyanmış gözleri kısık bi halde başına dikilmiş vaziyette) oğlum daha yatmadın mı?
evlat: Yatcam anne birazdan
Anne: saat kaç olmuş oğlum bu saate kadar niye ayakta duruosun, gözlerin kör olcak bilgisayarın başında sabah da kalkamıosun, öğlene kadar uyuyosun yemek düzeni yok uyku düzeni yok bıdıdı dıbıbıdıbı lalalalalal lololololo dkljdkfjdsk kdfs klds...
evlat:anne yemin ederim azcık uykum vardı onu da kaçırdın!

ve sabah olur(sabah dediğim saat 12 civarı) anne yatağının başına dikilir yine

Anne: onuur
evlat:...
Anne:onuuur hadi kalk oğlum öğlen oldu
evlat: ııı anne tatildeyiz yaa biraz daha uyuyum kalkcam
Anne: misafir gelcek oğlum kalkman lazım
evlat: yaa banane misafirden kapımı kapat sen benim
Anne: bak çorapları da buraya atmış yine. götür banyoya atsana oğlum şunları. oo gömlek pantalon kırış kırış olmuş düzgünce çıkarıp dolabına asmayı bi beceremedi şu oğlan şunarı bıfıdı dbndfjkd fjkdnd
evlat:ya dursun ben kalkınca toplarım onları
Anne:Keşke kız doğursaydım en azından düzenli olurdu
evlat:hee sen öyle san
Anne: şu odanın haline bak. gece yediğin içtiğin şeyleri niye mutfağa bırakmadın oğlum ayyyi ayy nası bi kız seni beğenip de senle evlencek çok merak ediom
evlat: beğenir biri
Anne: kendin gibi bi pasaklı bulursun bok içinde yaşarsınız. hadi 3e kadar sayıyom kalkıon mu kalkmıon mu
evlat:kalkcam tamam
Anne: biiir, ikiiiii, üç(radiodan ankara oyun havası son ses (bana bana bana kar yolla türküsü veya ringo ringo şişeler))
evlat:(koşarak uzaklaşmıştır yataktan)

tabi bu diyaloglar babayla daha kısadır:

gece 4 civarı:
baba:(hani gece o saatte kalkmaz da olur da kalkarsa) sen daha yatmadın mı?
evlat: yattım yattım (hızla bilgisayarı kapatıp yatağa girerken)

gündüz 12 civarı:

baba:onuur kalk hadi kalk
evlat: pöffff ya benim uyumamın size ne gibi bi zararı olabilir ki???
baba: kalkıon mu kalkmıon mu?

evet baba 2 seçenek sunmuştur. birinci seçenek:ya kendi iradenle kalkacaksın. ikinci seçenek:ya da babanın iradesiyle (genellikle bunu yarım litre içme suyunu insanın yüzüne boşaltıp ziyan ederek yapar) biz ikinci seçeneği seçtiğimizi varsayalım

evlat:kalkmıom
baba:(suyu boşaltır)
evlat:alllaaaaahhh yıhhhhhh
baba:hehehe
evlat: ya naaptın
baba:tamam mutfakta kahvaltın hazır direk oraya gir yüzünü yıkamana gerek kalmadı
(bu olayı izleyen küçük kardeş: anneeee babam abimin yüzüne su döktü ahahahaha. anne:iyi etmiş!!)

neyseki son zamanlarda bunları ailecek aştık gibi. Artık en azından uyandırmıolar 3e kadar(evet ben de abartıo olabilirm)

sonra bi de akraba diyalogları vardır klasik olan:

akraba:nasılsın evladım okul nasıl geçti
evlat: iyiydi ya
akraba:iyi iyi allah iyilik versin. yok dimi zayıf dersin?
evlat:(aslında var ama) yok ya daha açıklanmadı bekliyoruz
akraba: ee odtü zordur tabi. zor mu?
evlat:hı hı zor


akraba:ee naptın girdin mi tatile
evlat:girdik girdik
akraba:iyi iyi derslerin iyi?
evlat: iyi ya
akraba:manita durumları nasıl?
evlat:neyy?
akraba:manita manita kız arkadaş
anne:yok onun olsa söyler bize
akraba: nası yok sizi kandırıodur o yok mu la gerçekten?
evlat:yok ya
akraba: bulamadın mı olm koskoca odtüde birini? (eveeet bu soru beni benden alan sorudur. yok arkdaşım yok bulamadık. odtüde 120 erkeğe 1 kız düşüyormuş. ben 118ini geride bırakabildim napıyım yani :p)
evlat:yok ya bulamadık kafamıza göre birini (bir bahane bulup odadan çıkılır)


siyaset meraklıkları vardır bi de

insan:ee nasıl siyasi durumlar odtüde
evlat: bişey yok ya öyle işte.
insan:boşver oğlum sen bulaşma. gençliğimizde biz bulaştık bi hayrını görmedik
evlat:yok ya fazla ilgilenmiyorum zaten
insan:aman aman boşver sen derslerine bak(zaten bu apolitikleştirme poltikasından dolayı gençlik bu halde)

hee sömestr tatili sadece bundan mı ibarettir tabii ki hayır. bi kere boş zamanın çoktur. değerlendir değerlendirebildiğin kadar. örneğin bayan basketbol allstar maçına git. maçı bırak oraya gelen rus dans grubunu izle.(güzellikleri 32543543 pare eder bu bendeki aşk olmasa bile)
sonra ne biliyim kitap oku(dan brown öneririm) arkadaşlarınla kuzenlerinle zaman geçir. film izle. sevgilin varsa sinemaya gidin. Yoksa yine gidin. halısaha maçı yapın(kızlar siz de toplanın voleybol falan oyanyın yav spor yapın az) tadını çıkarın. ikinci dönemin birinci dönemden farkı olmıycak ona göree( bir ses:-çok ders çalışıon da sanki dümbük, bi de artist artist ikinci dönemin farkı olmıycak tarzı konuşmalar.-lan valla ikinci dönem bildiğin inek olcam ya kişilik değiştircem.ahan bunu da buraya yazıyorum)

19 Ocak 2010 Salı

Ortam manzaraları

Eğer ortamdaki insanlar bir televizyon programı düzenleseler neler olurdu diye düşündüm. sanırım şunlar olurdu(kendimle de taşşak geçtim alınmayın sonra lan):

*emoşla "emotional ilişkiler"

*emoşla "demokratik açılamama"

*emoşla"aştideyim"

*sercanla "tüh allah belanı versin"

*sametle "atıyorum omzuna kolumu"

*sametle "ahtapot"

*sametle "su altında yaşam"

*hüseyinle "ulus-devlet,cumhuriyet,adt ve demokrasi"

*emoşla "kürtler vadisi"

*hüseyinle "etkinlik var"

*baygeldi ile "nasıl cool olunur?"

*baygeldi ile "sen gelmez oldun"

*baygeldi ile "neden saçların beyazlamış arkadaş"

*ezgiyle "ring bekliyoruz"

*cananla "bir numaralı kankim kim?"

*ayşeyle "yüksek topuklar"

*gülşah kalınla "kalın kitaplar"

*şakirle "introduction to turkish"

*emoşla "alkolümde kan var"

*ibrahimle " "ney"leyim dünyayı "

*ibrahimle "küfürsüz yaşam"

*aycanla "karadenizin findukları"

*handeyle "dikkat araba çıkabilir"

*şuleyle "köstebek"

*zuhalle "kalemimi çeker giderim"

*buğrayla "entellektüel gelişim"

*anılla "ebedi uyku"

*nurdanla "when I was in England"

*cengizle " aşkun-u memnu"

sizden gelenler:

*onurla "pancu msnde"(emoş)

*onurla"isyanlar"(ayşe)

*onurla "FF=Failed Factor" (emoş)

*onurla "tutulmayan vaadler" (emoş) (bkz:abi ben artık düzenli ders çalışıyorum)

*onurla "düşünüyorum öyleyse malım" (emoş)

*onurla "nurdansever"(şule)

*onurla "yeteneksizsiniz"(emoş)

*onurla "erkekler ikiye ayrılır"(canan)

*onurla "her şey üzerine"(ezgi)

*onurla "her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsa"(ezgi)

*onurla "netten yabancı kız düşürmek"(emoş)

*onurla "genellemeler"(ayşe)

*onurla "kadınlar"(ayşe)

18 Ocak 2010 Pazartesi

Jiddu Krishnamurti


Beni kendine zeitgeist-addendum belgeselindeki o müthiş tonlamalı konuşması ile hayran bırakan ve daha sonra da giderek onu araştırmama neden olan zat-ı muhteremdir.

o konuşmanın videosu:
videoyu izlemek için tıkla (yasal uyarı: dolsun öyle izleyin, piç etmeyin videoyu)


Theosophical Society tarafından daha 13 yaşında "dünya öğretmeni" seçilmiş ve daha sonra dünyanın en önemli düşünürlerinden biri haline gelmiş.(her ne kadar hakettiği üne kavuşamasa da). İlginçtir ki 34 yaşındayken ve onu yetiştiren bu derneğin en saygın kişisi iken derneği feshetmiş. Onun düşüncelerini, felsefesini benimseyen insanlar giderek bu derneğin etrafında toplanmaya başlamış ve onu bir öğretmenden çok bir mesih, bir guru olarak görmeye başlamış, kendisine yakıştırılan bu imgeleri de daim reddeden jiddu böyle bir karar aldığını açıklamış.

Jiddu'ya göre Eğitim: Jiddu mühendislik, mimarlık vb diğer teknik konular dışında "öğretmen" ile "öğrenci" ikilisinin öğrenene hiçbir şey katmayacağını hatta öğretmenin öğrenciye engel olabileceğini iddia etmiştir. Bunun yerine "öğreti" ve "öğrenen" olmalıdır. jidduya göre bilgi her yerdedir. Onu alabilmek için öncelikli olarak önyargılardan, şartlanmışlıktan vazgeçmek ve düşünceyi tamamen özgürleştirmek gerekir. Öğrenilecek olguyu zihniyle yaşayarak, hissederek öğrenmelidir.

şimdi sözü jidduya bırakıyoruz(alıntır...e mecburen):

"Gerçeklik yolu olmayan bir ülkedir. İnsanlar oraya herhangi bir organizasyon, inanç sistemi, dogma, rahip, ritüel, felsefe sistemi veya psikolojik teknikle ulaşamazlar. İnsanlar onu ilişkilerinin sayesinde, gözlem yaparak ve kendi zihninin bütününü görerek bulmak durumundadır; entelektüel analizler, tahliller yaparak değil.

İnsanlar dini, politik ve şahsi güvenlikleri uğruna imgeler yarattı. Bunlar semboller, fikirler, inançlar olarak tezahür ediyor. Tüm bunların ağır yükü insanların düşüncesine, ilişkilerine ve günlük hayatına egemen oluyor. İşte bu tüm ilişkilerimizde bizi birbirimizden ayırıyor ve problemlerimizin sebebi oluyor."

***

"Şarkı dinlemek için burada değilsiniz. Bizim yapmaya çalıştığımız şey kendi kalbimizdeki şarkıyı bulmak. Başkasının şarkısını dinlemek değil. Birçok insan başkasının şarkısını dinlemeye alışmış, dolayısıyla kalpleri boş, her zaman da boş olacak.

Sizin şarkınız değil, demek ki siz yalnızca bir gramofonsunuz. Psişik durumunuza göre plak değiştiriyorsunuz; siz müzisyen değilsiniz. Oysa özellikle işlerin zor ve dertlerin ağır olduğu zamanlarda her birimiz müzisyen olmak zorundayız, şarkıyla kendimizi yeniden yaratmak zorundayız. Bunun anlamı kalbimizi zihnin doldurmuş olduğu şeylerden özgürleştirmek ve boşaltmaktır. Dolayısıyla zihnin yarattıklarını anlamak ve bu yaratılanların hakiki olmadığını görmek zorundayız. Kalp boş olduğu zaman, küllerle dolu olmadığı zaman, zihin sessizdir. O sessizlikte zihnin ürünü olmayan, yok edilemez ve çarpıtılamaz bir şarkı vardır."

***


"Eminim şöyle bir şey yaşamışsınızdır: Bir sorununuz var ve bunun hakkında düşünüyorsunuz, bunu tartışıyor, bunun hakkında kaygılanıyorsunuz. Bunu anlamak için düşünce sınırlarınızın içinde her türlü olasılığa başvuruyorsunuz. Sonunda 'artık yapamıyorum' diyorsunuz. Bunu anlamanıza yardım edebilecek hiç kimse yok, hiç bir guru, hiç bir kitap yok. Sorunla baş başa kaldınız ve hiç bir çıkış yolu yok.

Sorunu bütün gücünüzü kullanarak sorgular, nihayetinde onu bir yana bırakırsınız. Zihniniz artık bu sorundan dolayı kaygılı ve hırpalanmış değildir. Artık 'bir yanıt bulmalıyım' demeyi kesmiştir ve böylece sessizleşmiştir. İşte bu sessizlik içinde yanıtı bulursunuz.

Bu olağanüstü bir şey değildir. Büyük matematikçiler, bilim adamları bunu yaşarlar. Sizler de bunu arada sırada günlük yaşamınızda deneyimlersiniz.

Bu ne anlama gelir? Zihin düşünce gücünü son noktasına kadar işletmiş ve bir yanıt bulamadan bütün düşüncelerin sonuna gelmiştir; dolayısıyla sessizleşmiştir. Bıkkınlıktan yorgunluktan dolayı değil, 'sessiz olacağım ve böylece yanıtı bulacağım' dediği için değil. Yanıtı bulmak için olası her şeyi yaptığından, zihin kendiliğinden sessizleşir. Bu sessizlikte bütün sorunlarımızı çözecek bir algılama hali gizlidir."

***

"Sevgili ile ne demek istediğimi soruyorlar. Açıklayayım, siz istediğiniz gibi anlayın. Benim için O Krishna, Kuthumi, Maitreya, Buda... Bunların hepsi, ama hepsinin biçiminin ötesinde. Ne ad verdiğiniz ne fark eder ki?... Benim Sevgilim gökler, çiçekler, her bir insan. Ben Sevgilimle birleştim ... Ve siz Onu her bir hayvanda, her bitkide, acı çeken her insanda göremedikçe anlayamayacaksınız."

Bunar sadece bir kısmı. Jiddu'dan alıntılar başlığı ile kitaplarını okudukça düşüncelerini paylaşmayı düşünüyorum. Tüm bu yaşanmışlığa, tecrübeye rağmen ölümünden birkaç gün önce şu sözleri sarfetmiş olduğunu duyunca içime apağır bir şey oturuverdi.

"Maalesef hiç kimse ifade etmeye çalıştığım öğretiyi tam olarak idrak edemedi."

(daha fazla yazamıycam.ağlıycam ulan)


17 Ocak 2010 Pazar

isyan mektubu

dönem boyunca arkadaşlarımız anlattı biz uyuduk, biz anlattık arkadaşlarımız uyudu. Dönem sonu geldi "aramızdaki iletişim kopukluğundan siz de nasibinizi aldınız" denildi son 2 haftaya 4 aktivite sokuşturuldu. Üstüne final project çıkarıldı. evet yaptık o projeyi ama inanın o projeyi yaparken bize dönem boyunca öğretmeye çalıştığınız hiçbir bilgiyi kullanmadık. yetmedi final sınavınız var tüm kitaptan (o kitap ki kafanıza bi geçirsem canınızı alır) sorumlusunuz dediniz. sınava girip o çakma optik cevap kağıdındaki boşlukları iddaa kuponu doldurur edasıyla doldurdum. Tebrik ediniz 100de 48 tutturmuşum. haa şimdi diyceksiniz ki onur sen de hiç çalışmadın ama. zaten başımıza ne geldiyse hocanın her dediğini eksiksiz yerine getiren, gece gündüz kendini heba eden, sınavda da ezber yapıp yüksek not alan eleştirisel düşünme yetisinden yoksun inekler yüzünden gelmedi mi? tmm hocam yaparız hocam. hanginiz çıktı da hocam bize ne öğrettiniz de neyi soruyorsunuz diye sordu?? bilgisayara program yüklemeyi bilmiyorsunuz daha. teknolojiyi eğitimde kullanmayı öğrenmiş oldunuz ama dimi? AA aldım BA aldım diye sevinin siz derslerden. siz domalırsanız bu eğitim sistemi de size böyle gömer işte. işte o yüzden çalışmadım(domalmadım) ki beni motive etmek de bir eğitimci olarak sizin göreviniz sayın hocalarım. bana metod derslerinde, eğitim derslerinde öğrenciyi nasıl motive etmeyi öğreteceğinize önce beni motive edin o kadar biliyosanız. Şu okuldan mezun olabilecek kadar çalışıyorum emirlerinizi sineye çekiyorum ama daha fazlasını beklemeyin benden. odtü ingilizce öğretmenliği bölümünden bugüne kadar öğrendiğim tek şey varsa o da asla sizin gibi bir hoca olmayacağımdır.

15 Ocak 2010 Cuma

Omegle Çılgınlığı

Bazılarınız bilir bu siteyi. kafa dağıtmak eğlenmek stres atmak için birebirdir. http://omegle.com/ adresinden girilir. site üzerinden diğer insanlarla chat yapılır. ama diğer chat sitelerinden oldukça farklı bu site. kayıt mayıt uğraşmadan direk start a chat butonuna basarak dalıyorsunuz aleme. karşınızdakini siz seçmiyorsunuz onlar otomatik olarak koyuyor birini karşınıza. Nick falan yok. o "stranger" siz de "you" olarak görünüyosunuz. Dünyanın her yerinden her türlü insan var burada.ortalama 3000 kişi onlinedır sürekli. türkler de siteyi basmış durumda. kısacası girin buraya ister ana bacı kayın karşıdakine ister ona aşkınızı ilan edin derdinizi paylaşın tanışın konuşun taşşak geçin. muhabbeti beğenmediğiniz yerde disconnect diyosunuz vee anında yeni bi insan evladı karşınıza yine "stranger" olarak geçiyor.aşağıda benim yaşadığım bazı örnekler var okuyun gaza gelip dalın siteye (+18 içerik doludur. sonra vay efendim bu ne böyle falan die sızlanmayın)

Stranger: hi
You: hi love is painful thing
Stranger: it's true
You: I love a girl but she doesnt love me
You: what can i do?
Stranger: that's horrible!!
You: yes I know it
You: but what can i do?
Stranger: well it depends
You: yes I know it
Stranger: haha
You: but what can I do ak
Stranger: let's see. do you really love her? or is it just some infatuation?
You: I love her
Stranger: and is she just not interested or does she like someone else?
You: she is not interested
Stranger: well that's better at least!!
Stranger: this way she might be able to come around
Stranger: you don't always love someone at first, you could hate them and then turn to love them later
You: but she says she doesnt love me and she doesnt hate me
Stranger: well that's not too bad
Stranger: she can definitely come around and begin to love you later in life
Stranger: give her time
You: how much time?
Stranger: i don't know. if nothing has changed in a few months, then i hate to say it, but you should just give up... but for now just wait
You: give me beer amk
Stranger: haha take a few
You: where are you from?
Stranger: ny
Stranger: you?
You: kırıkkale
You: a city in turkey
You: as big as district of ny
Stranger: i've heard of it
You: hadi len :D
You: really?
Stranger: yes!!
You: how did you hear it
Stranger: in school
Stranger: years ago
You: so in ny in school you have heard of kırıkkale
You: vay anasını beaaa
Stranger: haha yes
You: very interesting
You: u are male female?
Stranger: female
Stranger: who else could give advice that makes half sense?
You: :DDDDDDDD
You: hahahaha
Stranger: hahaha
(muhabbet derinleşti ayrıntıları veremiycim (yavşak gülümseme))

-------------------------------------------------------------------

Stranger: i don't know
Stranger: you men always think about sex
Stranger: you know
Stranger: it's kind of difficult to find one here the doesn't
You: I dont think sex because METU fucks me everyday
Stranger: metu??
You: Middle East Technical University
Stranger:UHEAUHEAHUAEHUEAHUEAHUEAUHEAHUEAUHEAUHEAHUEAUHEAUHE
Stranger: CRIED NOW
------------------------------------------------------------------
Stranger: asl?
You: 20m turkey
You: u?
Stranger: 18 f england
You: hadi lan ordan :D
Stranger: ahahaha

(şu çılgın türkler)
------------------------------------------------------------------
Stranger: hi
You: sikerler olm
You: konuşsana lan
You: amcık beyinli suratsız maymun götü
Stranger: haha turkish?

(küfürlerimiz ün salmış tüm dünyaya)
-------------------------------------------------------------------
Stranger: can i have your address
You: yes
You: Durali alıç mah kızılay mamak etlik/ankara
Stranger: be right there
Your conversational partner has disconnected.
-------------------------------------------------------------------
Stranger: Hi!
You: hi
You: my name is sabri sarıoğlu and I use hacışakir
Stranger: xD
Stranger: bende
Stranger: "Hacışakir kullanıyorum" :D
------------------------------------------------------------------
Stranger: hey
You: hi
Stranger: asl
You: god is speaking
You: be carefull
Stranger: ok
You: nerde günah nerde haram orda sen godoş
Your conversational partner has disconnected.
--------------------------------------------------------------------
Stranger: are you male? gay?
You: no I am girl lez
Your conversational partner has disconnected.
-------------------------------------------------------------------
You: hi osman
You: nbr
Stranger: hi johnson
You: wassup
Stranger: nothin much, you?
You: just having fun
You: tell badegül to visit me
Stranger: Ill be sure to do that
You: kissed you take care of urself
----------------------------------------------------------------
You: hi
Stranger: Hello.
Stranger: Do you prefer snow or rain?
You: snow
You: do you prefer am or göt?
Stranger: am
You: ağzının tadını da bilion çahal
You: hadi görüşürk sapık herif seni :D
----------------------------------------------------------------
You: hi
Stranger: hi
You: bye
-----------------------------------------------------------------
You: hi
Stranger: hello
You: I am rodrigo tello
You: from beşiktaş
Your conversational partner has disconnected.
-----------------------------------------------------------
Stranger: i asl?
Stranger: hi*
You: bi nefes al
You: breathe first ak
You: 20m from spain
Stranger: ?
You: u?
Stranger: really!?
Stranger: whats it like there?
Stranger: i have always wanted to go to Spain
You: it is very beautiful
Stranger: i am so jealous
You: there are trees buildings birds flying
Stranger: lol we have that here
You: where are you from?
Stranger: New Zealand
You: I cant say your country is new bro it is quite old (acı gerçekler)
Stranger: sorry?
Stranger: im a girl btw
You: valla mı
You: önceden söylesene yaw
Stranger: you are not speaking spanish
You: why didnt you tell this before
Stranger: tell you what?
You: that is accent of spanish
Stranger: oh right?
You: yes
Stranger: yea so what did you want to know that i didnt tell you before
Stranger: ?
You: that u are a girl
Stranger: oh cause you didnt ask?
You: benim eşşekliğim kusura bakma
You: my mistake sorry
Stranger: lol you're 20 aye?
You: yea
You: u?
Stranger: 15
You: o zaman see you after 5 years

14 Ocak 2010 Perşembe

Akılda kalan bazı diyaloglar

ben: bugün pazar dimi?
x: hayır salı
ben:nası salı lan pazar işte...aaa doğru lan bugün salı. noluyo lan bana
x:merak etme dostum sadece bazen kendin oluyosun
ben:...........................

(evrim teorisine inanan ben bi arkadaşla şu diyaloğu yaşayıp göt olmuştum)

ben:insanlarla maymunların atası aynı
x:senin atan aynı olabilir ama benimkisi aynı değil
ben:hadi görüşürüz ya benim bi işim çıktı

(benzer taktiği kullanarak ben de evrime inanan bi arkdaşı göt etmeye çalıştım ama sonuç yine fiyasko)

ben: la x sen maymundan geldiğimize inanıyo musun?
x:inanmıyorum dostum biliyorum.
ben:pehh. sen maymundan gelmiş olabilirsin dostum ama ben gelmedim.!
x:hayır kanka sen daha gelemedin.
ben:??????
x:ahahahaha
ben:bok var bok

(bu diyalogda ortamda bi de z vardır, ama kahraman x'dir. Muhabbet koyulaşınca bi özlü söz patlatmak ister)

x:ne adamlar gördüm üzerinde elbise yok...ıııı (devamını hatırlayamaz ve susar)
z:muhahahahaha
ben:hahahahaha
z:ne adamlar gördüm üzerinde elbise yok kaslı maslı hzuhasusahduh
x:öyle demek istemedim oğlum!
ben ve z: hahahaha (20 dakka kadar devam eder bu)

(sıradaki diyalog hocayla aramda geçen diyalogdur)

hoca: why didn't you come last week
ben: I couldn't wake up
hoca:it is not an excuse
ben:but it is a reason
hoca:(ters ters bakar. çok house md izlemenin zararları)

(yine bir başka hocayla aramda geçen ders esnasındaki bi diyalog)
hoca ders anlatırken beni bi noktaya dalmış vaziyette farkeder ve:

hoca: Onur, do you have any idea what we are talking about?
ben: no
hoca: have you read this before you came to the class?
ben:no
hoca:(hiçbişey olmamış gibi dersi anlatmaya devam eder.benden umudu kesmiştir artık)

(bi arkdaşla devrimde içerken geçen diyalog)
ben:olm bi canlı var turritopsis nutricula diye ölmüyor
x:nası ölmüo la
ben:kendini yenilior sürekli
x:üstüne basınca da mı ölmüo lan
ben:hacı kaç bira oldu senin ya?
x:harbi üstüne basınca da mı ölmüo?
ben: ya bi siktir git zuhauahuha
x:ahahaha

(dedem odama girer ve duvardaki "che" posterini görür. Bi süre baktıkdan sonra)

dedem: Ahmet kaya mı bu?
ben:"sisteminizde bi hata oluştu"
dedem:kim bu?
ben:arjantinli bir devrimci
dedem: hmm babayiğit adammış

ben:usta ateş varsa su sigarayı bi yaksana yav
kantinci:ateş yok, çakmak var 1.25 tl satıyım mı?
ben:lanet olsun ver hadi ver

(2 gün sonra ustam yere bisküvi düşürür)
ben:düşürdün onu kırıldı içindekiler başkasına satcan dimi
kantinci:bişey olmaz
ben:neyse sen bana 1 çay versene
kantinci:(çayı verir ve kırık bisküviyi eline alarak) bisküvi de veriyim mi?
ben:??? bari bana satmaya çalışma usta yav
kantinci:hehehe

(aradan 2 gün geçer)
kantinci:(laptobunu gösterek) nası güzel mi?
ben:güzel güzel
kantinci: sana 1 buçuk milyara satıyım bunu
ben: mavi ekran

(ve bu böyle devam eder)

TO BE CONTINUED...