
DERSİMİZ:EDS, OLAY: final döneminde midterm’e çalışmak zorunda kalmak(evet böyle hocalar da var naparsın) OLAY YERİ:4.yurdun sigara içilebilen çalışma salonu YAPILMASI GEREKENLER: Adam gibi kitabı açıp Freud’a başlamak(ana avrat), erikson’la devam etmek(bu adamı hep cep telefonu olarak hayal ettim), Language Learning development ile nirvanaya ulaşmak ve tam o noktada bugünlük bu kadar yeter deyip bırakmak. YAPILANLAR: ÇS’ye inmek, kitabı açmak, Freud’a başlamak ve bi sigara yakıp düşünmek; “ Ulan demekki bi kızdan hoşlandığın zaman o senin conscious’unda(conscious: ideas, thoughts, and feelings of which we are aware). Ondan hayır cevabı alınca yine aynı kız precoscious’da(precoscious:material that can easily brought into awarness. Ordinary memory). Aradan zaman geçince de unconscious’da(Part of mind which is not directly accessible to awarness. These feelings and thoughts have not disappeared and according to Freud, they influence on our actions and our conscious awarness, where most of the Id, Ego, and Superego take place.) Sorun onu unconscious’a gönderebilmekte.” Allah büyüktür diyip okumaya devam etmek ve şu cümleyi görmek “ The Id communicates basic needs, the ego restrains the impulsive id long enough to find realistic methods of satisfying these needs and the superego decides whether the ego’ problem-solving strategies are morally acceptable” ve tekrar düşünmek; “ ee o zaman ben yaşamayım. Bana gerek yok hamuna goyim. Bu üç eleman aralarında görev dağılımını yapmış, birbirleriyle anlaşamayınca da (misal: The conflict between the id and ego causes anxiety) dertlerini biz çekioz.” Az daha kastır Onur diyerek kendini gaza getirmek ve Freud’un Psychosexual Development Theory’sini okudukdan sonra şöyle düşünmek: “ Herhalde bu Freud’un annesiyle Nuri Alço beraber eğlenirken Freud bunları görmüş, ve emrah gibi oturup ağlamak yerine okuyup adam olmuş, olaylara farklı bi bakış açısıyla yaklaşmaya başlamış.” Bunları düşündükten sonra da zamanını ders çalışarak boşa harcadığını düşünmek, çalışmayı bırakmak, yalancı mutluluklara inat yaşasın boktan hayat demek ve ÇS’den ayrılmak,sıkılınca bunları yazmak hızını alamayıp blogda paylaşmak ve eğer sen de bunu baştan sona okuduysan okuduğun süre kadar zamanın boşa gitti ama umarım sıkılmamışındır diye de sonuna eklemek.
(Onur Deniz)